Archive for Temmuz, 2011
Pazar, Temmuz 31st, 2011

Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Öğretim Üyesi ve Nefroloji Bilim Dalı Başkanı Yard.Doç. Dr Sedat Üstündağ, ülkemizde 18 yaş üzeri her üç kişiden birinin hipertansiyon hastası olduğunu iddia etti.
Üstündağ, AA muhabirine yaptığı açıklamada, hipertansiyonun her yıl 7 milyon insanın erken ölümüne yol açan çok tehlikeli ve yaygın bir hastalık olduğunu belirtti.
Hipertansiyonu, ”damardaki kan basıncının normalden fazla yükselmesi” olarak tanımlayan Üstündağ, normal bir insanda büyük tansiyonun 120, küçük tansiyonun ise 80 mmHg civarında olması gerektiğini, bunun dışındaki tansiyon değerlerinin hipertansiyon olarak kabul edildiğini bildirdi.
Hipertansiyon hastalığının ilk dönemlerde kişilerde bazı belirtiler gösterdiğini ifade eden Üstündağ, şunları söyledi:
”Hipertansiyon hastaları, kan basıncının yükseldiği ilk dönemlerde kalabalığa, gürültüye ve kapalı ortamlara tahammül edemezler. Sıcağa dayanamazlar. Stres yaratan olaylar karşısında yüzlerine sıcak basar. Kulaklarda çınlama, enseden başlayarak omuzlara yayılan bir ağrı hissederler. Bu dönemde uyku bozuklukları hipertansiyonun belirtileri arasında yer alır. Bu durumdaki bireyler mutlaka kan basıncını ölçtürmelidir. Kan basıncını ölçmeden hipertansiyon erken teşhis ve tedavisi uygulanamaz. Erken tanı için düzenli tansiyon kontrolü önemli. Hipertansiyon vakalarında ise tedavinin kapsamlı bir şekilde planlanması ve hastanın da yaşam boyu sürecek olan bu plana uyması, hayat tarzını değiştirmesi gerekir.”
Üstündağ, hipertansiyonun başlangıçta öldürücü bir hastalık olmadığını, tedavi edilmediği taktirde kalp krizi, böbrek yetmezliği, beyin kanaması gibi öldürücü sonuçlar doğurabileceğini belirtti.
”HER ÜÇ KİŞİDEN BİRİ HİPERTANSİYON HASTASI”
Türkiye’de hipertansiyon hastası sayısının hızla arttığını ifade eden Üstündağ, şunları söyledi:
”Türk Nefroloji Derneği’nce 2009 yılında 10 binden fazla insan üzerinden yapılan ”CREDİT” çalışmasında, ülkemizde 18 yaş üzeri her üç kişiden birinin hipertansiyon hastası olduğu ortaya çıktı. Yani Türkiyede yaşayan her yüz kişiden 32 kişi hipertansiyon hastası.
İç Anadolu ve Marmara, hasta sayısının en fazla olduğu bölgeler olarak dikkatimizi çekiyor. Ancak ne yazık ki bu ölümcül sağlık problemi karşısında büyük bir kayıtsızlık söz konusu. 18 yaş üzeri bireylerin üç de biri hayatında bir kere bile tansiyon ölçtürmemiş. Tansiyonu yüksek olanların sadece ve sadece yüzde 40′ı hipertansiyon hastası olduğunu biliyor.
En üzücü nokta ise 18 yaşından 80 yaşına kadar hepimizin sağlığını tehdit eden hipertansiflerin içinde tedavi edilebilenlerin kan basıncı kontrol altında olanların oranı yüzde 8. Okula giden çocuğunuzun karnesinde matematik dersinin 100 üzerinden 8 olduğunu görürseniz ne düşünür ne hissedersiniz? Bence tansiyonunu ölçtürmeyen kişilere ceza verilmeli.”
TANSİYONLA MÜCADELE DEVLET POLİTİKASI OLMALI
Üstündağ, tansiyonla mücadelenin devlet politikası haline gelmesi gerektiğini savundu. Bazı ülkelerin sadece tuz kullanımını azaltmaya yönelik tedbirler alarak bir çok hastalığa engel olduğunu hatırlatan Üstündağ, şunları söyledi:
”Finlandiya, Japonya sadece tuzu kısıtlamayı devlet politikası haline getirerek, basının da büyük desteği ile felç ve kalp krizi vakalarını yüzde 80 azalttılar. Aşırı kilolularda kilo verme, fiziksel aktiviteyi artırma, taze sebze ve meyveden zengin zengin, doymuş yağlardan fakir diyet uygulamasına geçilmesi, diyet potasyum içeriğinin artırılması, tuz alımının kısıtlanması, alkol alımının kısıtlanması, sigaranın bıraktırılması, aşırı kafein alımından kaçınılması (koyu çay-kahve-kolalı içecekler) ile kan basıncının yükselmesi önlenebilir. Doktor, idareci, basın mensubu, öğretmen; hepimiz ele ele vermezsek bu seri ve sessiz katil çalışmaya devam edecek gibi görünüyor.”
AA
Posted in Genel | Tags: anket, ekonomi, finans, galeri, gündem, haber, haberturk, HİPERTANSİYON, internet, kadın, magazin, medya, news, otomobil, oyun, politika, sinema, son dakika, son dakika haberleri, spor, Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı, turk, video, Yard.Doç. Dr Sedat Üstündağ | Yorumlar Kapalı
Pazar, Temmuz 31st, 2011

Tam dumansız hava sahasına yüzde 95′leri geçen oranda destek veren Türkiye, şimdide 20 milyon tiryakiyi bağımlılıktan kurtarmak için çalışıyor.
Ülke genelindeki 232 sigara bırakma polikliniği aracılığıyla son 4 ayda 220 bin kutu sigara bırakma ilacı ücretsiz dağıtıldı. Sıkı kontroller sonucu ve hastanın durumuna göre verilen bu ilaçlar sayesinde ilk ayda sigara bırakma oranı yüzde 72’lere ulaştı.
Program kapsamında toplam 360 bin ilaç alan Sağlık Bakanlığı, 250 bin sigara bağımlısını bu yolla tedavi etmeyi hedefliyor. İlaç destekli tedavi beraberinde sigara bırakma polikliniklerine olan talebi de artırdı.
Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları E.A. Hastanesi’nin (BRSHH) Sigara Bırakma Polikliniği’ne günde 80 kişinin sigarayı bırakmak için başvurduğu açıklandı.
Merkeze yapılan başvuruların her geçen gün arttığını belirten yetkililer, 2010 yılında haftada 1 Perşembe günü AMATEM binasında hizmet vermeye başlayan polikliniğin
2011 Mayıs ayından itibaren hafta içi her gün hizmet vermeye başladığını dile getirdi.
Artan yoğunluk nedeniyle 2011 Temmuz ayında itibaren ÇEMATEM poliklinik binasında poliklinik oda sayısı 3′e çıkarıldı. Son 6 ayda sigarayı bırakmak için 1070 başvuru alındığı açıklandı.
AA
Posted in Genel | Tags: anket, Bakırköy Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Sinir Hastalıkları E.A. Hastanesi, ekonomi, finans, galeri, gündem, haber, haberturk, internet, kadın, magazin, medya, news, otomobil, oyun, politika, sigara, sinema, son dakika, son dakika haberleri, spor, turk, video | Yorumlar Kapalı
Pazar, Temmuz 31st, 2011

Mutsuz ve depresyondaki kişilerin başkalarıyla göz temasından kaçındığı belirlendi.
İngiltere’deki Anglia Ruskin Üniversitesi’nden Peter Hills ve ekibi, ruh halinin kişilerin başkalarına “bakışını” nasıl etkilediğini araştırdı.
Araştırma, depresif ve mutsuz kişilerin, sosyal bir ortamda göz temasından kaçınarak kendilerini toplumdan soyutladığını ortaya koydu.
Mutsuz kişilerin gözlere odaklanmadığı, ancak saç stili gibi “dış görünüşteki” değişiklikleri daha iyi fark edebildiği de vurgulandı.
Konuya ilişkin makale “British Journal of Psychology” dergisinde yayımlandı.
AA
Posted in Genel | Tags: Anglia Ruskin Üniversitesi, anket, depresyon, ekonomi, finans, galeri, gündem, haber, haberturk, internet, kadın, magazin, medya, news, otomobil, oyun, Peter Hills, politika, sinema, son dakika, son dakika haberleri, spor, turk, video | Yorumlar Kapalı
Pazar, Temmuz 31st, 2011

Çoğunlukla travma ve kazalar sonucu görülen hastalık, özellikle havaların ısınmasıyla yüksek tansiyon ve kolesterol hastaları için hayati tehdit oluşturuyor. Op. Dr. Bülent Fahri Kılınçoğlu, yaz sıcaklarında beyin kanamalarından korunmanın yolları hakkında bilgi verdi.
Beyin kanamaları önlenebilir
Beyin kanamaları her yaşta görülebilir. Çocukluk ve gençlik çağında görülen kafa travmaları ve doğumsal kusurlar beyin kanaması nedeni olabilirken; ileri yaşlarda yüksek tansiyon ve kalp hastalıkları beyin kanamalarına yol açabilir. Özellikle sıcak havalar bu hastalarda beyin kanamaları riskini de artırır. Tüm bu nedenlere bakıldığında, beyin kanamalarının büyük bir kısmı bazı önlemler alınarak önlenebilir.
Sıcaklara dikkat!
Yazın meydana gelen terleme ve su kaybı, ortamdaki artmış nem oranı ile birleştiğinde; vücuttan salgılanan bazı hormonlar, tansiyonda ani düşme ve yükselmelere neden olmaktadır. Tansiyondaki oynamalar sırasında, sıvı kaybına bağlı olarak, damarlar içindeki kanın akıcılığının azalmasıyla damar tıkanıkları oluşabilmektedir. Eğer bu durum eğer beyinde gerçekleşmişse, beyin kanaması, tıkanıklık sonucu felç veya kalp damarlarında tıkanıklıklarla sonuçlanabilir.
Yüksek tansiyon hastaları risk altında!
Beyin kanamalarına neden olan yüksek tansiyon ve damar sertliği hastalıkları aniden ortaya çıkmaz. Çoğu zaman doğumla başlayan bu hastalıklar hiçbir belirti vermeden yıllarca ilerleyip, 40’lı yaşlardan sonra oluşabilir. Hastalıkta, damarlarda biriken kolesterol ve kalsiyum nedeniyle damar esnekliği kaybolmakta bu nedenle kalbin her atımında damar duvarı daha fazla gerilmektedir. Bu şekilde yüksek basınç ile çalışan kalp, daha çok yorulmaktadır. Süreç devam ederse, kan basıncındaki artış organlarda beslenme bozukluğuna bağlı zararlara ve damar duvar yırtılmalarıyla sonuçlanabilir. Bu tür damar yırtılmaları beyinde meydana geldiğinde ise, kanama miktarına bağlı olarak ciddi hasarları da beraberinde getirmektedir.
Beyin kanamasında ilk müdahale çok önemli
Kişinin beyninde doğuştan var olan damarsal bozukluklar ve aileden geçen kalp damar hastalığı yatkınlığı beyin kanamalarını tetikleyebilir. Çevresel risk faktörlerinin en aza indirilmek, beyin kanamalarına karşı korunmaya yardımcı olacaktır. Nedeni ne olursa olsun, tüm beyin kanamalarında ilk 12-24 saat içinde gerçekleştirilen müdahale, başarı şansını oldukça yükseltmektedir.
Beyin kanamalarına karşı alınması gereken önlemler
Fazla kilolarınızdan kurtulun,
Düzenli spor yapın,
Stresinizi yönetin,
Sigaradan uzak durun,
Tansiyon ve kalp ilaçlarınızı zamanında ve tam alın,
11.00-16.00 saatleri arasında doğrudan güneşe maruz kalmayın,
Bol sıvı alın, sulu meyveler tüketin ve günde 2 taneyi geçmemek üzere doğal maden suyu için.
Posted in Genel | Tags: anket, Beyin kanamaları, ekonomi, finans, galeri, gündem, haber, haberturk, internet, kadın, magazin, medya, news, Op. Dr. Bülent Fahri Kılınçoğlu, otomobil, oyun, politika, sinema, son dakika, son dakika haberleri, spor, turk, video | Yorumlar Kapalı
Pazar, Temmuz 31st, 2011

Sindirim sisteminde oluşturduğu avantajlar, içerdiği vitamin ve mineral içeriği sebebiyle anne sütüne en yakın süt, keçi sütü.
Kadınlarda özellikle belirli bir yaştan sonra kemik erimesi söz konusudur. Dolayısıyla kalsiyum ihtiyaçları artar. Keçi sütünde kalisyum oranı inek sütüne göre daha yüksek olduğu için keçi sütünü daha sıklıkla tercih etmeleri tavsiye ediliyor.
Gıda uzmanları da keçi sütünün sindiriminin kısa zincirli yağ asitlerinin çok olması sebebiyle inek sütüne göre daha kolay olduğunu söylüyor. Keçi sütünde A vitamini içeriği daha yüksek, minerallerden de özellikle Fosfor, Kalsiyum inek sütüne göre daha yüksek.
Posted in Genel | Tags: anket, ekonomi, finans, galeri, gündem, haber, haberturk, internet, kadın, Keçi sütü, magazin, medya, news, otomobil, oyun, politika, sinema, son dakika, son dakika haberleri, spor, turk, video | Yorumlar Kapalı
Pazar, Temmuz 31st, 2011

Diş Hekimi Said Mirza Kızmaz, Ramazan ayında ağız kokusunu önlemek için yapılması gerekenler hakkında şu bilgileri verdi:
“Öncelikle iftardan ve sahurdan sonra dişlerimizi kesinlikle fırçalayacağız. Bunu unutmuyoruz. Bununla beraber diş etleri ile dişlerimizin arasındaki yemek artıklarını mutlaka temizlemeliyiz. Yine aynı şekilde ağız gargaraları kullanarak hem ağız hijyenini, hem de ağız kokumuzu daha iyi tutabiliriz. Özellikle protez kullanan hastaların, ramazan ayı içerisinde protezlerin etrafında ve içlerinde yemek birikimine bağlı olarak bakteri birikimi ve koku birikimi daha fazla olmaktadır. O yüzden protez kullanan hastaların ağız temizliklerine ramazan ayında daha fazla özen göstermeleri gerekmektedir.”
Kızmaz, beslenmeye de dikkat çekerek, “Ramazan ayında özellikle iftarda ve sahurda asitli yiyeceklerden mutlaka kaçınmamız gerekiyor. Bu hem vücut sağlığımız için, hem diş sağlığımız için çok önemlidir. Bununla beraber ramazan ayında daha fazla tüketilen şekerli tatlı yiyeceklerin de diş sağlığı üzerinde ciddi olumsuz etkileri vardır. Bunun önüne geçmek için mutlaka bunları azaltmakla beraber dişlerimizin bakımını da bunları yedikten sonra daha iyi bir şekilde yapmamız gerekmektedir” dedi.
M.Selim YALÇIN / SİLOPİ (AHT)
Posted in Genel | Tags: anket, diş, Diş Hekimi Said Mirza Kızmaz, ekonomi, finans, galeri, gündem, haber, haberturk, internet, kadın, magazin, medya, news, otomobil, oyun, politika, ramazan, sinema, son dakika, son dakika haberleri, spor, turk, video | Yorumlar Kapalı
Pazar, Temmuz 31st, 2011

İlgili Haberler
Cinsel sorunlar
Besin zehirlenmeleri
MS hakkında her şey
Burun ve kulak estetiği
Tüm ilgili haberler
HT Sağlık programında bu hafta çocuklarda kemik iliği nakli konusu masaya yatırıldı.
Çocukluk çağı kan hastalıkları hangileridir ve tedavileri ne şekilde gerçekleşir?
Bu hastalıklar ne tip belirtiler verir?
Lösemiden ne zaman şüphelenilmelidir?
Süt çocukluğu döneminde demir eksikliğini önlemek için ne yapılması gerekir?
İnek sütü demir eksikliği nedeni midir?
Akdeniz anemisinin Türkiye’de çizdiği tablo neyin göstergesidir?
Kemik iliği naklinde tedavi süreci ne şekilde işlemektedir?
Ceyda Erenoğlu sordu, Prof. Dr. Gülyüz Öztürk yanıtladı…
Video için tıklayınız…
Posted in Genel | Tags: anket, Ceyda Erenoğlu, ekonomi, finans, galeri, gündem, haber, haberturk, HT Sağlık, internet, kadın, magazin, medya, news, otomobil, oyun, politika, sinema, son dakika, son dakika haberleri, spor, turk, video | Yorumlar Kapalı
Pazar, Temmuz 31st, 2011

Uzun yıllar böbrek yetmezliği tedavisi gören İsmail Dilsiz’e (63), doktorları hastalığının ilerlemesiyle diyalize girmesi gerektiğini bildirdi.
KKTC’de yaşayan öğretmen kızı Dilara Topukçu (40), yıllardır özlemini duyduğu ve rahatsızlığı nedeniyle sağlığından endişe ettiği babasının diyalize bağlı yaşamasını istemediği için bir böbreğini Dilsiz’e bağışlama kararı aldı.
Bu kararını eşi ve ailesiyle paylaşan Topukçu, yaşadığı süreci şu sözlerle anlattı:
”Babam beni ve erkek kardeşimi büyük fedakarlıklarla büyüttü. KKTC’de yaşadığım için uzun yıllar uzak kaldığım ailem için bir şeyler yapmak istedim. Bir an bile tereddüt etmeden böbreğimin birini babama verme kararı aldım. Eşim doktor olduğu için bunun sağlığım açısından bir sakıncası olmadığını söyledi. Daha sonra kararımı kızlarıma ve anneme açtım. Annemi ilk başta ikna etmek çok zor oldu. Ama sonunda benim bir zarar görmeyeceğimi anlayınca ikna oldu. Babam böbreğimi kabul etmekle bana büyük bir mutluluk bağışladı. Artık yeni bir böbrekle yeni bir hayata başlayacak.”
Sağlıklı kişilere, ”Öldükten sonra organlarını bağışlamaları” çağrısında bulunan Topukçu, çok sayıda organ bekleyen kişi bulunduğunu, organ bağışının bu kişilere yapılacak en büyük iyilik olduğunu ifade etti.
Prof. Dr. Sadık Ersöz ve ekibinin yaptığı nakille diyalize girmekten kurtulan eski sağlıkçı İsmail Dilsiz de, kızının böbreğiyle yeniden hayata tutunmaktan duyduğu mutluluğu dile getirerek, ”Bu nakille yeniden doğdum. Kızıma minnettarım” dedi.
Kızının kararıyla çok duygulandığını ve uzun süre ağladığını anlatan Dilsiz, ”Organ bağışı mutlaka artmalı. Çünkü bir organla yeni bir hayat bağışlıyorsunuz” diye konuştu.
Dilsiz, herkese organlarını bağışlamaları çağrısında bulundu.
-BİR SÜRE SONRA DİYALİZ KAÇINILMAZ OLUYOR-
Böbrekler kendi başlarına işlevlerini göremediği zaman kandaki artık maddelerin atılması için kullanılan yapay bir araç olan diyaliz, akut böbrek yetmezliğinde geçici bir önlem olarak kullanılıyor.
Diyalizle kandaki artıkların genel durumu bozucu ve sonuçta öldürücü bir şekilde birikmesini önlenirken aynı zamanda işlevlerini yerine getirebilmesi için böbreklere iyileşme süresi tanınıyor.
Diyaliz, ayrıca kronik hastalık nedeniyle bunların tamamen gereksiz olduğu açıkça ortaya çıktığı zaman tamamıyla böbreklerin yerini de tutabiliyor.
Kronik böbrek yetmezliğinde hastalık mümkün olduğunca uzun bir süreyle kontrol altına alınmaya çalışılıyor, ancak yararları riskinden daha ağır bastığı zaman diyaliz tedavisine geçiliyor.
AA
Posted in Genel | Tags: anket, böbrek, Dilara Topukçu, ekonomi, finans, galeri, gündem, haber, haberturk, internet, İsmail Dilsiz, kadın, KKTC, magazin, medya, news, otomobil, oyun, politika, sinema, son dakika, son dakika haberleri, spor, turk, video | Yorumlar Kapalı
Pazar, Temmuz 31st, 2011

Doğuştan bağışıklık sistemi gelişmediğinden (ağır bağışıklık sistemi eksikliği) yaşaması için 23 günlükken ablasından yapılan kemik iliği nakliyle yaşama tutunan ve Türkiye’de en küçük nakil yapılan hasta olma özelliğini taşıyan 4 yaşındaki Konyalı Muhammet Ali, yaşama sımsıkı sarılıyor.
Enes adını verdikleri oğlunu 1 yaşındayken doğuştan bağışıklık sistemi gelişmediği ve uygun ilik bulunup nakil yapılmadığı için kaybeden Kezban Ceyhan (37), AA muhabirine yaptığı açıklamada, 4 yıl önce dünyaya gelen Muhammet Ali’ye de kardeşiyle aynı hastalığın teşhisi konulduğunu hatırlattı.
Kızları 10 yaşındaki Meryem ve 6 yaşındaki Zeynep’te bir rahatsızlık olmamasına rağmen erkek çocuklarındaki rahatsızlığın kendilerini şaşırttığını belirten Ceyhan, doktorların ilgisi sayesinde 4 yıl önce Muhammet Ali’ye 23 aylıkken ablası Meryem’in yüzde 100 uyan iliğinin nakledildiğini dikkati çekti.
Türkiye’de ağır kombine immün yetmezliği tanısı konulan ve ilik nakli yapılan en küçük hastanın oğulları olduğunu anımsatan Ceyhan, ”Oğlum şimdi 4 yaşında. Ancak Muhammet Ali 4 yaşına gelene kadar onu adeta gözümüzden bile sakındık. Rahatsızlandığında çok korkuyoruz. Oğlumu hijyenik ortamlarda tutmaya çalışıyoruz. Oğlumuzu, mikrop kapmaması için ayrı odada yatırıyoruz. Sigara içilen ve tozlu ortamlarda bulundurmuyoruz. Hastalığı tekrarlamaması için tedavisine hala devam ediliyor. İlaçlarını veriyoruz. Ayda bir defa kontroller için Ankara’ya götürüyoruz” dedi.
-MUHAMMET ALİ’Yİ GÖZLERİNDEN BİLE SAKINIYORLAR-
Zaman zaman maddi imkansızlıklarla karşılaştıklarını anlatan Ceyhan, şunları kaydetti:
”Buna rağmen oğlumuza hissettirmemek için gayret gösteriyoruz. Yeter ki o iyileşsin. İlk çocuğumu 1 yaşındayken nakil yapılamadığı için kaybettim. Muhammet Ali’yi de kaybetmemek için maddi imkanlarımız ölçüsünde elimizden geleni yapıyoruz. Tedavisi konusunda çok hassas davranıyoruz. Bu durum diğer kızlarımın dikkatinden kaçmıyor. Kardeşlerini kıskanıyorlar. Onları da ihmal etmemek için uğraşıyorum. Ancak yeterli olmuyor sanırım…”
Baba Abdülkadir Ceyhan ise kalp problemi olmasına rağmen kendi rahatsızlığını unuttuğunu, ilik nakliyle yaşama tutunan oğlunun kontrollerini imkanlar doğrultusunda ihmal etmemek için uğraştıklarını dile getirdi.
Abla Meryem Ceyhan da kardeşini çok sevdiğini, hastalandığında da çok üzüldüklerini bildirdi.
Muhammet Ali de başta ablası olmak üzere ailesini çok sevdiğini söyledi.
Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlhan Teczan, 4 yıl önce yapılan nakil sonrası yaptığı açıklamada, Türkiye’de ilk kez Ağır Kombine İmmün Yetmezlik tanısı olan küçük bir hastaya ilik naklinin yapıldığını ifade etmişti.
AA
Posted in Genel | Tags: anket, ekonomi, finans, galeri, gündem, haber, haberturk, ilik nakli, internet, kadın, Kezban Ceyhan, Konya, magazin, medya, Muhammet Ali, news, otomobil, oyun, politika, sinema, son dakika, son dakika haberleri, spor, turk, video | Yorumlar Kapalı
Pazar, Temmuz 31st, 2011
İstanbul, İzmir ve İzmit illerinde bulunan şubelerimiz ile günün her saati böcek ilaçlama hizmeti veren Marmara Böcek İlaçlama şirketimiz, uzman ve deneyimli kadrosu ile 17 yıldır ilaçlama sektöründe hizmet vermektedir.
Böceklerden kurtulmak için profesyonel haşere ilaçlama şirketlerinden destek almak gerekir. Bireysel olarak yapılan ilaçlama uygulamaları, zaman ve para kaybının yanı sıra, son derece tehlikeli sağlık sorunlarına da yol açar. Hangi böcek türü için hangi ilacın kullanılacağını bilmek bilgi ve deneyim gerektiren bir iştir.
Haşere İlaçlama şirketi olarak, bilgili ve deneyimli ilaçlama personellerimiz ile etkili böcek ilaçlarımız, şirket bünyesinde çalışan ziraat mühendislerimiz tarafından özel olarak hazırlanıp uygulama yapılmaktadır. Marmara ilaçlama şirketi olarak, Sağlık Bakanlığı onaylı haşere ilaçlarımız insan sağlığı açısından zararsızdır.
Marmara İlaçlama şirketimiz, hamam böceği, kalorifer böceği, karafatma, karınca, pire, bit, kene, tahtakurusu, yılan, tahtakurdu, fare, çıyan, fare, sivrisinek, karasinek, tatarcık, akar, akrep, örümcek gibi tüm haşere, kemirgen ve böcek ilaçlamasında açık ve kapalı alanlarda profesyonel şekilde ilaçlama hizmeti dağlamaktadır.
Posted in Genel | Tags: Böceklerden kurtulmak için profesyonel haşere ilaçlama | Yorumlar Kapalı