Archive for Ağustos, 2011

Sıcak çay içmeyin!

Cuma, Ağustos 5th, 2011

Sıcak çay içmeyin!

Yapılan yeni araştırmalar, kahve ve çay gibi içeceklerin aşırı sıcak tüketiminin çok zararlı olduğunu dile getirdi.

Milliyet’te de yer alan habere göre, İranlı bilim adamları, alkol ve tütün gibi sıcak çayın da yemek borusu kanserine neden olduğunu ortaya çıkardı. Ateşten yeni indirilmiş sıcak içecekler boğazın dokusuna zarar veriyor ve kansere yakalanma riski 8 kat daha artıyor.

Tahran Üniversitesi Tıp Bilimi araştırmacılar tarafından yürütülen araştırma British Medical Journal isimli tıp dergisinde yayınlandı.

Orta Doğu ülkelerindeki gırtlak kanseri oranının bu kadar yüksek olması sıcak çay tüketimi ile ilişkilendiriliyor. Çünkü bu ülkelerde sigara ve alkol çok az tüketiliyor. Ancak çayın sıcağı makbul.

Araştırma için bilim adamları, 300 kanserli  ve 571 kanser olasılığı yüksek kişinin çay içme alışkanlıklarını inceledi. Araştırma için gönüllü olan kişilerin neredeyse hepsi düzenli olarak siyah çay tüketiyordu.

Araştırma sonucunda kaynar halde bardağa koyulan ve bir kaç dakika içerisinde tüketilen çayın kanser riskini 5 kez arttırdığı görüldü.

Sıcak içecekler içmenin neden kansere rebep olduğu ise ısının hasar verici etkisiyle alakalı. Aşırı sıcak sıvılar boğaz ve yemek borusuna zarar veriyor.

Zeytinyağı felçten koruyor!

Cuma, Ağustos 5th, 2011

Zeytinyağı felçten koruyor!

Fransa’da yapılan ve ‘Neurology’ dergisinde yayınlanan bir araştırmanın sonuçlarına göre; zeytinyağı tüketmek, inme yani felç riskini azaltıyor. Sabah’taki habere göre, üç ayrı şehirde, 65 yaşın üzerindeki 7 bin 625 kişiyle birlikte yapılan araştırmada; hiç zeytinyağı kullanmayan, orta derecede zeytinyağı kullanan ve bol bol zeytinyağı tüketen insanlar arasındaki sağlık farklarına bakıldı. Zeytinyağıyla beslenen kişilerdeki inme riskinin; hiç tüketmeyenlere göre yüzde 41 daha düşük olduğu görüldü.

"Doktor zorbaların şamar oğlanı değildir"

Cuma, Ağustos 5th, 2011

"Doktor zorbaların şamar oğlanı değildir"

Müslim SARIYAR-AHT

Esenyurt Devlet Hastanesi Acil Servisi’nde doktorlara karşı hasta yakınlarının gerçekleştirdiği saldırılar dün düzenlenen bir basın açıklamasıyla protesto edildi. Basın açıklamasını yapan Memur-Sen Konfederasyonu İstanbul İl Başkanı Durali Baki , “Son zamanlarda Esenyurt Devlet Hastanesi’nde zorbalar tarafından uygulanan şiddetin dozu artarak devam etmektedir. Sağlık çalışanları elinden gelen en iyi çabayı göstermektedir . Sağlık çalışanları insanlardan şiddet ve küfür değil teşekkür beklemektedir. Sağlık çalışanları şehir eşkıyalarının ve zorbaların şamar oğlanı değildir. Bir an önce bu konuda tedbir alınması gerekmektedir” dedi.

Saldırılan devam etmesi halinde iş yavaşlatma ve iş bırakma eylemlerini gerçekleştireceklerini söyleyen Baki, “Halkımıza büyük bir görev düşmektedir. İçinizdeki bu eşkıyalara tepki gösterin ve sizlere şifa dağıtan arkadaşlarımıza sahip çıkın. Sağlık Bakanlığı, Esenyurt Devlet Hastanesi’ne hekim göndermekte zorlanıyor, gönderse bile birkaç gün sonra arkadaşlarımız görevden istifa edip geri gidiyorlar. Eğer kendi geleceğimize sahip çıkmak ve bu şiddetin son bulmasını istiyorsak bu tarz eşkıyaların karşısında hep beraber durmamız gerekmektedir” diye konuştu. 3 gün önce hasta ve hasta yakınının saldırısı sonucu burnu kırılan röntgen operatörü Mehmet Özsarı, “Esenyurt Devlet Hastanesinin bu saldırılar öncesinde, hizmet konusunda hiçbir yetersizliği yoktu. Fakat sağlık çalışanları sürekli şiddete maruz kaldığı için buraya gelmiyor ve gelenlerde bu olaylar sebebiyle burada kalmıyor bizimde imkânımız olsa bizde bu şartlar içinde çalışamayız” dedi. 20 gün önce saldırıya uğrayan Başhekim Yardımcısı Abdullah Kesgin de “Saldırılar başlamadan önce acil serviste 14 hekim halinde hizmet vermekteydik. Şimdi ise bu sayı dörde düştü. Bunun sebebi doktora yapılan saldırılardır. Bu 4 doktorumuz dönüşümlü olarak çalıştıkları için acil serviste sadece bir doktor 600 nüfuslu kente tek başına hizmet vermeye çalışmaktadır. Hekim arkadaşlarımız bu saldırılar nedeniyle Esenyurt Devlet Hastanesi’ne görev yapmak istemiyorlar” dedi. Basın açıklamasının sonunda hastane çalışanları, Acil Servis’in girişine saldırıları kınayan bir afiş astı.

 

Okuma güçlüğü duyma sorununa sebep oluyor!

Cuma, Ağustos 5th, 2011

Okuma güçlüğü duyma sorununa sebep oluyor!

ABD’de Massachusetts Teknoloji Enstitüsü tarafından yürütülen ve Science Dergisi’nde yayınlanan bir araştırmaya göre, okuma ve yazmada öğrenme bozukluğu olan disleksi hastaları, sesleri tanımada hasta olmayanlara göre daha çok sıkıntı çekiyor. Araştırmaya katılan disleksi hastası olan ve olmayan kişilerden bilgisayarda duydukları İngilizce ve bilmedikleri bir dil olan Kuzey Çin lehçesi dillerindeki seslerle resimleri eşleştirmeleri istendi. Araştırma sonucunda, disleksi hastası olmayanların dil İngilizce olduğu zaman hemen hemen yüzde 70’i, dil Kuzey Çin lehçesi olduğunda da resimlerin yarısını doğru eşleştirme yaptığı, ancak her iki dilde de disleksi hastalarının sadece yarısının bunu yapabildiği ortaya çıktı.

GAZETE HABERTURK

Havuza nasıl girilir?

Cuma, Ağustos 5th, 2011

Havuza nasıl girilir?

HABERTURK.COM SAĞLIK HABERLERİ SERVİSİ

Bilinçsizce yapılan atlayışlar ve yanlış yüzme teknikleri ile klorlu suyun kulağa girmesinin dışında havuza girerken kulak tıkacı kullanılmaması da dış kulak yolu enfeksiyonuna yol açabiliyor. Op. Dr. Murat Enöz, yazın dikkat edilmesi gereken dış kulak yolu enfeksiyonları ve tedavileri hakkında bilgi verdi.

Tatile çıkmayı ve havuza girmeyi planlıyorsanız kulak sağlığınıza iki kat özen göstermeniz gerekmektedir. Tatilcileri bekleyen en önemli tehlikelerden biri de dış kulak yolu enfeksiyonlarıdır.

Dış kulak yolu enfeksiyonunun nedenleri;

Sıcak ve nemli iklim

Dış kulak yolunun havuz suyu gibi alkali ya da klor içeren sıvılarla temas etmesi

Dış kulak yolunda üretilen koruyucu salgının yani kulak kirinin pamuk uçlu çubuklar ile uzaklaştırılması

Diyabet, AIDS gibi bağışıklık sitemini etkileyen hastalıkların bulunması

İşitme cihazı gibi dış kulak yoluna temas eden yabancı cisim bulunması

Dış kulak yolu enfeksiyonunun belirtileri;

Kulakta ağrı hissedilir. Genellikle dış kulak yoluna bastırılırsa ağrı daha da artar.  

Dış kulak yolunda ödem oluşur. Kanal ödem nedeniyle tamamen kapanmış olabilir.

Dış kulak yolunda kızarıklık oluşabilir

Kulakta kaşıntı olur. Dış kulak yolunun mantar enfeksiyonunda ağrıdan daha çok kaşıntı görülür.                                                                       

Bakteriyel enfeksiyonda ise çoğunlukla kaşıntı dışındaki diğer belirtiler görülür.

Dış kulak yolunda akıntı olur

LİMON ETKİLİ AMA…
Dış kulak yolu enfeksiyonu tedavisinde dış kulak yolunu asitleştirici damlalar kullanılmakla birlikte; mantar enfeksiyonunda solüsyon ve damlalar, bakteriyel enfeksiyonlarda ise antibakteriyal göz ya da kulak damlaları ilave edilmektedir. Limon ya da sirke suları da dış kulak yolu enfeksiyonlarında kullanılabilmektedir; ancak doktora danışmadan kullanılması tavsiye edilmemektedir.

ANTİBİYOTİK ETKİN
Genellikle asit ve alkol karışımı solüsyonlara ilave olarak antimikotik (mantarların gelişmesini durduran ya da öldüren solüsyon) ya da antibakteriyel damlalar, dış kulak yolu enfeksiyonu tedavisi için yeterli olmaktadır. Özellikle ödemden dolayı kanal tamamen kapandıysa ve verilen damlalar kanal içerisine ulaşmıyorsa, dış kulak yoluna özel kurutucu solüsyonu ya da diğer antiseptik solüsyonları içeren gazlı bez yerleştirilebilir. Sonrasında ise ağızdan antibiyotik tabletler verilebilmektedir.

KULAK TIKACI MUTLAKA KULLANILMALI
Dış kulak yolunu pamuklu kulak temizleyicilerle karıştırmaktan kaçınmalı ve gerekirse doktorunuza danışmalısınız. Havuza girerken kulak tıkaçlarının kullanılması havuz suyunun kulağa temas etmesini engelleyecektir. Su ile temas olduktan sonra saç kurutma makinesinin düşük ayarda açılarak kulakların kurutulması da etkili bir yöntemdir.

Stres bebeği vuruyor!

Cuma, Ağustos 5th, 2011

Stres bebeği vuruyor!

Hamilelik sırasındaki stres sadece anneyi değil, doğacak bebeği de olumsuz etkiliyor.

Proceeding of the National Academy of Science dergisinde sonuçları yer alan uluslararası araştırmaya göre, hamilelik sırasında ağır stres altında kalan kadınların çocuklarının, telomerleri kısa oluyor.

Araştırma, annesi hamileyken yoğun stres yaşayanların telomerlerinin, yetişkin yaşlarda, hamileliğinde ağır stres yaşamayanların çocuklarına oranla önemli ölçüde kısa olduğunu gösterdi.

Kromozomların ucunu oluşturan DNA protein kompleksleri olan telomerler, hücrelerin yaşını ortaya koyuyor. Telomerin kısa olması, hücrelerin yaşlı olduğunu gösteriyor.

Araştırmaya katılan Alman psikolog Dr. Robert Kumsta, annesi hamileliğinde ağır stres altında kalanların hücrelerinin, annesi hamileliğinde yoğun stres yaşamamış olan yaşıtlarına oranla 3,5 yıl daha yaşlı olduğunu belirtti.

Daha önce yapılan araştırmalar, hamilelikte ağır stresin doğan çocuğun tip-2 diyabet hastası olma ihtimalini artırdığını da göstermişti.

AA

Sahurdan sonra uyuma!

Cuma, Ağustos 5th, 2011

Sahurdan sonra uyuma!

Tüm Uyku Teknisyenleri Derneği (TUTDER) Başkanı Okay Erözgün, Ramazan ayında oruç tutan kişilerin uyku düzenlerinde bazı değişikliklerin ortaya çıktığını belirterek, ”İftar saatinden sonra uyarıcı özeliği olan çay, kahve ve sigara tüketiminde aşırıya kaçılmaması, bitki çaylarının tüketilmesi gerekiyor” dedi.

Erözgün, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Ramazan ayında oruç tutan kişilerin sahura kalkmaları nedeniyle uyku düzenlerinde bir takım değişimlerin yaşandığına dikkati çekti. Sahura kalkan kişilerin uykuya dalma sürelerinin uzadığını ve toplam uyku sürelerinin azaldığını ifade eden Erözgün, gece uykusunda ortaya çıkan olumsuz değişiklikler nedeniyle insanların sabahları yorgun olarak uyandıklarını söyledi.

Uykunun insanların hayati fonksiyonlarını tümüyle etkilediğine işaret eden Erözgün, ”Uyku, cinsellikten tutun da düşünmeyi ve çalışmayı da etkisi altına alıyor. Uyku hayatın bütün düzenini etkiliyor. Bu nedenle de uykuya çok değer veriyoruz ama Türk milleti olarak uykuyu çok bilinçsiz yaşıyoruz. Yatak odasında televizyon izlerken uyuyoruz, salonda uyuyoruz, gece yemek yedikten hemen sonra uyuyoruz. Bir şekilde uyku düzenini almadan, sabah yorgun bir şekilde hayata devam etmeye çalışıyoruz. Bu da gün içinde bütün işlevleri etkiliyor. İnsanlar bu nedenle daha sinirli oluyor” dedi.

-”SAHURDAN SONRA UYUMAMAYA GAYRET GÖSTERİN”-
Erözgün, 30 yaşın üzerindeki bireylerin günde en az 6 saat uyumaları gerektiğini belirterek, uyunacak ortamın serin ve karanlık olması gerektiğini bildirdi.

Ramazanda uyku düzeninde bazı değişiklikler yapmak gerektiğini vurgulayan Erözgün, şunları kaydetti:

”Ramazanda sahurdan sonra uyumamaya gayret gösterin. Sahurdan sonra uyunup tekrar kalkıldığında bütün ritm bozulmuş oluyor. Bu da 10. gün sonunda etkisini göstermeye başlıyor. İnsanların bütün fonksiyonları değişmiş oluyor. İnsanların Ramazanda daha dikkatli olmaları gerekiyor, daha hafif yemek yenilmeli, iftardan sonra ve uyumadan önce en az 1 saat dinlenilmesi gerekiyor. Ramazan ayında oruç tutan kişilerin uyku düzenlerinde bir takım değişiklikler ortaya çıkıyor. İftar saatinden sonra uyarıcı özelliği olan çay, kahve ve sigara tüketiminde aşırıya kaçılmaması, bitki çaylarının tüketilmesi gerekiyor. Ramazanda normal uyku saatinden 1 ya da 1,5 saat önce yatılması gerekiyor.”

Horlama ve buna eşlik eden nefes durmaları bulunan uyku apne sendromu olan hastaların Ramazan ayında risk altına girdiklerini anlatan Erözgün, apne sendromu olan hastaların iftar ve sahurda dikkatsizce ağır yemek tüketmesinin, bu kişilerin uyku döneminde hayati riskler ortaya çıkarabileceğini savundu.

Yemek yedikten kısa bir süre sonra uykuya dalan apne sendromlu hastalarda üst solunum yolu kaslarının iyice gevşediğini ve hava pasajını kapattığını ifade eden Erözgün, ”Bu sebeple horlama şiddeti artmakta ve nefes durmalarının (apne-hipopnelerin) sürelerinde uzama ortaya çıkmaktadır. Nefes durmalarının uzaması, kandaki oksijenin de daha fazla düşmesine sebep olarak hastaların kalp ve damar hastalıkları yönünden riske girmelerine yol açmaktadır. Horlama yakınması olup, sabahları yorgun ve baş ağrısı ile uyanan kişilerin Ramazanda mideyi yormayan hafif gıdalar tüketmeleri, sahurda aşırı düzeyde yemek yememesi, sahur sonrası tekrar uyumak için yatmaması, gün içerisinde kısa süreli de olsa uyunmaması gerekiyor. Tok karnına asla uyumayın.” şeklinde konuştu.